Tutumların bileşenleri nelerdir ?

Behime

Global Mod
Global Mod
TUTUMLARIN BİLEŞENLERİ VE GÜNLÜK HAYATTAKİ YANSIMALARI

Hayatta bazı şeyler vardır ki doğrudan gözle görülmez ama insanın tüm davranışını yönlendirir. Bir kişinin bir olaya nasıl tepki vereceği, bir insana nasıl yaklaşacağı ya da bir durumu nasıl değerlendireceği çoğu zaman onun “tutumları” ile şekillenir. Tutum dediğimiz şey aslında tek parça bir yapı değildir; içinde düşünceler, duygular ve davranış eğilimleri gibi birden fazla katmanı barındırır. Bu yüzden tutumları anlamak, insanı anlamanın da en önemli yollarından biridir.

Günlük yaşamın içinde, özellikle insan ilişkilerinin yoğun olduğu ortamlarda bu üç bileşen sürekli kendini gösterir. Bazen bir sözle, bazen bir bakışla, bazen de hiç söylenmeyen ama hissedilen bir mesafeyle ortaya çıkar. Evde, sokakta, işte ya da komşuluk ilişkilerinde fark etmeden sürekli bu yapıların etkisiyle hareket ederiz.

BİLİŞSEL BİLEŞEN: DÜŞÜNCELERİN OLUŞTURDUĞU ZEMİN

Tutumların ilk bileşeni bilişsel alandır. Yani bir kişi bir konu hakkında ne düşünür, nasıl yorumlar yapar ve hangi bilgileri doğru kabul eder; işin temelini bu oluşturur. İnsan zihni, karşılaştığı her durumu geçmiş deneyimlerine, öğrendiklerine ve çevresinden duyduklarına göre bir çerçeveye oturtur.

Örneğin bir komşunun sessiz ve içine kapanık olması, kimi insan için “saygılı ve ağırbaşlı” olarak yorumlanırken, bir başkası için “soğuk ve mesafeli” olarak algılanabilir. Buradaki fark, kişinin zihninde oluşturduğu düşünce yapısından kaynaklanır. Yani aynı davranış, farklı bilişsel değerlendirmelerle tamamen farklı bir tutuma dönüşebilir.

Günlük hayatta bu durum sık sık karşımıza çıkar. Bir çocuğun ders çalışmayı sevmemesi bile bazen “tembel” olarak etiketlenirken, başka bir bakış açısıyla “motivasyon eksikliği yaşıyor” şeklinde daha anlayışlı bir çerçevede değerlendirilebilir. Bu noktada düşünceler, sadece bilgi değil aynı zamanda bir bakış açısı üretir.

DUYGUSAL BİLEŞEN: İÇSEL TEPKİLERİN GÜCÜ

Tutumların ikinci önemli parçası duygusal bileşendir. İnsan bir konuya sadece düşünerek değil, hissederek de yaklaşır. Sevgi, öfke, güven, tedirginlik, hoşlanma ya da rahatsızlık gibi duygular, tutumların en güçlü belirleyicilerindendir.

Bir kişiye karşı duyulan güven, o kişinin hatalarını daha kolay affetmeyi sağlar. Ancak aynı hatayı güvensizlik hissiyle değerlendirdiğinizde sonuç çok farklı olabilir. Bu yüzden duygular, tutumların yönünü belirleyen görünmez bir motor gibidir.

Günlük yaşamda özellikle aile içi ilişkilerde bu durum çok net görülür. Mesela bir çocuğun yaramazlığına verilen tepki, ebeveynin o anki duygusal durumuna göre değişebilir. Yorgun ve stresli bir anda aynı davranış daha sert değerlendirilirken, sakin bir anda daha anlayışlı karşılanabilir. Burada davranış değişmese bile duygusal bileşen tutumun şeklini tamamen değiştirmiş olur.

Aynı şekilde uzun yıllardır tanınan birine karşı duyulan sıcaklık, onun eksiklerini daha tolere edilebilir hale getirir. Bu da gösterir ki tutumlar yalnızca mantıkla değil, kalpten gelen tepkilerle de beslenir.

DAVRANIŞSAL BİLEŞEN: DIŞA YANSIYAN TAVIR

Tutumların üçüncü bileşeni davranışsal boyuttur. Yani kişinin iç dünyasında oluşan düşünce ve duyguların dışarıya nasıl yansıdığıdır. Bir insana yaklaşım şekli, konuşma tarzı, beden dili ya da verdiği tepkiler bu bileşenin sonucudur.

Örneğin bir kişiye karşı olumlu bir tutum geliştiren biri, onunla daha çok iletişim kurma eğiliminde olur, yardım etmeye istekli davranır ya da daha sıcak bir üslup kullanır. Tam tersi durumda ise mesafe koyma, iletişimi sınırlama veya ilgisizlik gibi davranışlar ortaya çıkabilir.

Günlük hayatta bu durum en çok sosyal ilişkilerde gözlemlenir. Bir markette kasiyere gülümsemek bile aslında o anki tutumun davranışa dönüşmüş halidir. Ya da bir komşuya kapıyı açarken gösterilen yüz ifadesi bile içsel tutumun küçük ama net bir yansımasıdır.

Burada önemli olan nokta şudur: Davranış her zaman açık ve doğrudan olmayabilir. Bazen sessizlik bile bir davranış biçimidir. İnsanlar çoğu zaman ne söylediklerinden çok nasıl davrandıklarıyla bir tutum ortaya koyarlar.

TUTUMLARIN BİRBİRİYLE ETKİLEŞİMİ

Bu üç bileşen birbirinden bağımsız değildir. Aksine sürekli bir etkileşim içindedir. Bir kişinin bir konu hakkındaki düşüncesi, duygularını etkiler; duyguları da davranışlarını şekillendirir. Bazen de tam tersi olur: Kişi bir davranışı zorunluluktan yapar, zamanla bu davranış düşüncelerini ve duygularını değiştirir.

Örneğin başlangıçta mesafeli hissedilen bir kişiye zamanla yardım etmek, onun hakkında daha olumlu düşüncelerin oluşmasına neden olabilir. Bu da gösterir ki tutumlar sabit değildir; yaşanan deneyimlerle birlikte değişebilir ve gelişebilir.

Hayatın içinde bu değişimi görmek oldukça mümkündür. İlk başta anlaşılması zor gelen bir insanın, zamanla en güvenilen kişilerden biri haline gelmesi aslında bu dönüşümün en doğal örneklerinden biridir.

SONUÇ YERİNE BİR HAYAT GÖZLEMİ

Tutumların bileşenlerini anlamak, sadece akademik bir bilgi değil, aynı zamanda günlük hayatı daha sağlıklı yorumlayabilmenin de bir yoludur. İnsanların davranışlarını sadece dışarıdan gördüğümüz şekliyle değerlendirmek çoğu zaman eksik kalır. Çünkü her davranışın arkasında bir düşünce, her düşüncenin arkasında bir duygu vardır.

İnsan ilişkilerinde daha dengeli bir yaklaşım kurabilmek için bu üç bileşeni birlikte görmek gerekir. Böylece hem daha anlayışlı hem de daha gerçekçi bir bakış açısı gelişir. Hayatın içinde küçük gibi görünen birçok durumun aslında ne kadar çok katmanlı olduğunu fark etmek, ilişkileri daha sağlam ve daha sağduyulu bir zemine taşır.
 
Üst