Paleontologlar hangi bilim dalı ile ilgilenen ?

Mert

New member
Paleontologlar Hangi Bilim Dalı ile İlgilenir?

Fosil denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak dev dinozor iskeletleri, çöllerde kazı yapan bilim insanları ve milyonlarca yıl öncesinden kalmış kemikler geliyor. Fakat paleontolojiye biraz daha yakından bakınca bunun yalnızca “dinozorları inceleyen bilim dalı” olmadığını görmek oldukça ilginç. Hatta paleontologların çalışmaları biyolojiden jeolojiye, kimyadan iklim bilimine, ekolojiden bilgisayar modellemelerine kadar uzanan geniş bir bilim ağı oluşturuyor.

Peki paleontologlar tam olarak hangi bilim dalıyla ilgilenir? En kısa cevap şu: Paleontoloji, geçmişte yaşamış canlıları ve onların yaşam izlerini fosil kayıtları üzerinden inceleyen, özellikle jeoloji ve biyolojiyle güçlü biçimde kesişen bir bilim dalıdır. Smithsonian ve Amerikan Doğa Tarihi Müzesi gibi kurumların tanımlarında da paleontolojinin yalnızca dinozorlarla sınırlı olmadığı; bitkiler, memeliler, balıklar, böcekler, mantarlar ve mikroskobik canlıların da araştırma konusu olduğu belirtiliyor. Smithsonian Doğal Tarih Müzesi+1

Paleontoloji Jeoloji mi, Biyoloji mi?

Burada bence en çok karıştırılan nokta bu. Paleontolojiye “jeolojinin bir dalıdır” demek tamamen yanlış değildir, ancak eksik kalır. Aynı şekilde “biyolojinin dalıdır” demek de paleontolojinin önemli bir bölümünü açıklasa da tamamını anlatmaz.

Çünkü paleontolog bir fosili incelerken iki farklı tür soruyu aynı anda sorabilir.

Birinci soru biyolojiktir: Bu canlı nasıl bir organizmaydı? Ne yiyordu? Nasıl hareket ediyordu? Nasıl büyüyordu? Hangi canlılarla akrabaydı?

İkinci soru jeolojiktir: Bu fosil hangi kaya tabakasında bulundu? Bu tabaka kaç milyon yıl öncesine ait? Canlı öldükten sonra hangi jeolojik süreçlerden geçti? Yaşadığı ortam deniz miydi, göl müydü, orman mıydı?

Amerikan Jeoloji Araştırmaları Kurumu USGS, fosillerin kayaçların yaşını belirlemede ve Dünya tarihindeki olayları anlamada önemli kanıtlar sağladığını belirtiyor. Özellikle belirli fosil türlerinin farklı kaya katmanlarını karşılaştırmak için kullanılabilmesi, paleontolojinin jeolojiyle ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor. USGS Publications+1

Bu nedenle paleontolojiyi bir kesişim bilimi olarak düşünmek daha doğru olabilir.

Paleontologlar Sadece Dinozorları mı İnceler?

Hayır. Dinozorlar paleontolojinin popüler yüzü olsa da fosil kayıtlarının tamamını temsil etmiyor.

USGS'nin verdiği bilgilere göre fosil kayıtlarının çok büyük bölümü dinozorlardan oluşmuyor. Kabuklu canlıların fosilleri ile bitki ve hayvanlara ait mikroskobik kalıntılar fosil kayıtlarında çok geniş bir yer tutuyor. USGS Publications

Amerikan Doğa Tarihi Müzesi de paleontolojinin kapsamına memeliler, bitkiler, balıklar, böcekler, mantarlar ve mikroorganizmaların girdiğini belirtiyor. American Museum of Natural History

Bu nedenle paleontoloji içerisinde farklı uzmanlık alanları bulunuyor:

- Omurgalı paleontolojisi: Dinozorlar, memeliler, balıklar, sürüngenler ve diğer omurgalıların fosilleri.

- Omurgasız paleontolojisi: Trilobitler, ammonitler, yumuşakçalar ve diğer omurgasızlar.

- Mikropaleontoloji: Mikroskobik fosillerin incelenmesi.

- Paleobotanik: Geçmişte yaşamış bitkilerin araştırılması.

- İknoloji: Ayak izi, yuva, tünel, beslenme izi gibi canlı faaliyetlerinin fosilleşmiş izlerinin incelenmesi.

- Paleoekoloji: Eski ekosistemlerin ve canlıların çevreleriyle ilişkilerinin araştırılması.

Dolayısıyla “paleontolog = dinozor bilimcisi” eşitliği, astronomun yalnızca gezegenleri inceleyen bilim insanı olduğunu düşünmeye benziyor. Popüler bir alanı bütün bilim dalının kendisi sanıyoruz.

Bir Fosil Paleontoloğa Ne Anlatabilir?

Burada işin en etkileyici taraflarından biri başlıyor.

Bir kemik yalnızca “bu hayvan yaşamış” bilgisini vermiyor. Kemikteki yapı, kırıklar, büyüme izleri ve diğer anatomik özellikler hayvanın yaşam biçimi hakkında fikir verebiliyor.

Örneğin dişlerin biçimi, beslenme hakkında ipucu sağlayabiliyor. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi, paleontologların diş ve çene yapısından hayvanların ne yediğine ilişkin çıkarımlar yapabildiğini; fosilleşmiş dışkıların, yani koprolitlerin de sindirilmemiş kemik, tohum veya bitki parçaları içerebildiğini belirtiyor. American Museum of Natural History

Üstelik fosil yalnızca kemik olmak zorunda değil.

Bir hayvanın ayak izi de fosildir. Bir yuva, sürünme izi veya dışkı da fosil olabilir. ABD Ulusal Park Servisi, vücut fosilleriyle “iz fosilleri” arasında ayrım yapıyor. Kemik ve diş vücut fosillerine örnekken, ayak izleri ve tüneller canlıların faaliyetlerinden kalan izler olarak değerlendiriliyor. Ulusal Park Servisi+1

Bence burada önemli bir bilimsel ayrım var: Paleontolog yalnızca “ne bulduğunu” değil, bulunan şeyin hangi koşullarda oluştuğunu da araştırır.

Fosilin Bulunduğu Kaya Neden Bu Kadar Önemli?

Bir fosili yerinden çıkarıp müzeye götürmek, bilimsel çalışmanın tamamı değildir. Hatta fosilin bulunduğu konum ve kaya tabakası kaydedilmezse önemli bilgiler tamamen kaybolabilir.

ABD Ulusal Park Servisi, fosilin jeolojik bağlamının; bulunduğu yer, kaya türü, tabaka, yönelim ve çevresindeki diğer fosiller gibi bilgileri içerdiğini ve bunların fosili yorumlamak açısından kritik olduğunu vurguluyor. Ulusal Park Servisi

Bunun pratik bir sonucu var.

Diyelim ki bir paleontolog bir kemik buldu. Kemiğin kendisi bize hayvanın anatomisi hakkında bilgi verebilir. Fakat kemiğin yanında balık fosilleri, polenler ve belirli deniz canlılarının kabukları bulunuyorsa, hayvanın yaşadığı çevre hakkında bambaşka bir hikâye ortaya çıkabilir.

Bu nedenle paleontoloji biraz da “olay yeri inceleme” bilimine benziyor. Tek bir kanıt yerine, kanıtların birbirleriyle ilişkisine bakılıyor.

Maryland Üniversitesi'nin paleontoloji eğitim materyallerinde de fosilin bilimsel koleksiyona kazandırılabilmesi için arazi çalışması, dikkatli kazı, kayıt, laboratuvarda hazırlama ve koleksiyon sürecinin önemli olduğu belirtiliyor. Coğrafya Bölümü

Gerçek Dünyadan Örnek: Dinosaur National Monument

Paleontolojinin nasıl çalıştığını anlamak için ABD'deki Dinosaur National Monument oldukça güzel bir örnek.

Ulusal Park Servisi verilerine göre bu alandaki Quarry Exhibit Hall'da 1.500'den fazla dinozor kemiği hâlâ yerinde, yani kaya içerisinde bulunduğu konumda görülebiliyor. Bu taş ocağı, dünya çapındaki müzelere binlerce dinozor kemiğinin ulaşmasını sağlayan önemli alanlardan biri olmuş. Ulusal Park Servisi

Buradaki “1.500'den fazla” rakamı yalnızca etkileyici bir sayı değil. Aynı zamanda paleontolojinin neden koleksiyon ve jeolojik bağlama ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Tek bir dinozor kemiği üzerinden tür hakkında bazı sonuçlara ulaşabiliriz. Fakat aynı bölgede çok sayıda kemiğin bulunması; hayvanların ölüm biçimi, yaş dağılımı, taşınma süreçleri ve çevresel koşullar hakkında daha geniş sorular sormamıza olanak tanıyor.

Üstelik NPS kayıtlarına göre bölgede paleontolojik çalışmaların geçmişi 1909 yılında Earl Douglass'ın keşfine kadar uzanıyor. Ulusal Park Servisi

Paleontoloji İnsanlık Tarihiyle de Bağlantılı

Paleontoloji yalnızca dinozorların geçmişini araştırmıyor. İnsan evriminin anlaşılmasında da fosiller büyük önem taşıyor.

Smithsonian'ın İnsan Kökenleri Programı, fosillerin canlıların nasıl yaşadığı, ne yediği, hangi ortamlarda bulunduğu, nasıl evrimleştiği ve ne zaman ortadan kaybolduğu konusunda kanıt sağladığını belirtiyor. Ayrıca yaklaşık 3 milyon yıl önce Doğu Afrika'daki hominin kayıtlarında taş aletlerin görülmeye başlaması, fosil araştırmalarının arkeolojiyle de kesiştiğini gösteriyor. İnsan Kökenleri Programı

Burada paleontoloji ile arkeoloji arasındaki sınırları da düşünmek gerekiyor. İnsanların yakın geçmişine ilişkin araştırmalarda kemik, taş alet, çevre ve kültürel kalıntılar birlikte ele alınabiliyor.
 
Üst