Eskiden insanlar kaç öğün yemek yerdi ?

Mert

New member
Eskiden İnsanlar Kaç Öğün Yemek Yerdi? Sandığımız Kadar “Kahvaltı-Öğle-Akşam” Değil!

Bir sabah uyanıyoruz, kahvaltı yapıyoruz. Öğlen “Ne yesek?” diye düşünüyoruz. Akşam da “Bugün ne yiyeceğiz?” sorusunun üçüncü sezonunu açıyoruz. Yetmiyor, gece 23.47’de mutfağın ışığını yakıp buzdolabına bakıyoruz. Buzdolabında da bize bakan yarım limon var.

Sonra dönüp tarihe bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Eskiden insanlar da günde üç öğün mü yiyordu?

Kısa cevap: Her zaman değil.

Hatta “insanlık tarihinin başından beri herkes kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği yerdi” düşüncesi oldukça modern bir alışkanlığı geçmişe taşımaktan ibaret. Farklı dönemlerde, bölgelerde, toplumsal sınıflarda ve çalışma düzenlerinde yemek sayısı ciddi biçimde değişiyordu. Kimi insanlar iki ana öğünle yetiniyor, kimi çalışanlar arada küçük atıştırmalar yapıyor, bazı dönemlerde ise üç öğün düzenine rastlanıyordu. Antik Yunan ve Roma’da bile tek bir “standart menü saati” yoktu. OUP Academic+1

Yani geçmişte yaşayan birine “Kahvaltını yaptın mı?” diye sorsaydık, muhtemelen önce takvime bakardı. Sonra da “Hangi yüzyıldayız kardeşim?” derdi.

En Büyük Yanılgı: Tarihte Herkes Üç Öğün Yemiyordu

Bugünkü üç öğün düzenini insanlığın değişmez kuralı gibi düşünmek kolay. Sabah kahvaltısı, öğlen yemeği ve akşam yemeği o kadar normal geliyor ki bunun kültürel ve ekonomik bir alışkanlık olduğunu unutabiliyoruz.

Oysa özellikle Avrupa Orta Çağı söz konusu olduğunda, insanların genellikle günde iki ana öğün yediği görülüyor. Bunlardan biri gün ortasına yakın daha büyük bir yemek, diğeri ise akşam yenilen daha hafif bir öğündü. Bununla birlikte çalışanlar, zanaatkârlar, çocuklar, yaşlılar ve hastalar gibi gruplar sabahları da yemek yiyebiliyordu. Vikipedi+1

Burada önemli bir ayrıntı var: “İki öğün yiyorlardı” demek, insanların gün boyunca ağızlarına hiçbir şey atmadıkları anlamına gelmiyor.

Özellikle fiziksel emek harcayan insanlar küçük yiyeceklerle enerji takviyesi yapabiliyordu. Bazı çalışanların gün içerisinde küçük atıştırmalar için ayrıca yiyecek aldığına dair kayıtlar bulunuyor. Reenactor

Yani Orta Çağ insanının hayatını “iki öğün, sonra karanlıkta mağaraya dönüş” şeklinde düşünmemek gerekiyor.

Antik Yunan’da İşler Biraz Daha Karışık

Antik Yunan'a geldiğimizde tablo daha da ilginçleşiyor.

Oxford Classical Dictionary’deki değerlendirmeye göre Yunan dünyasında öğünlerin isimleri ve zamanları dönemden döneme değişiyordu. Erken dönemlerde günün erken saatlerinde bir öğün, ardından gün ortasında ana yemek ve akşam yemeği görülebiliyordu. Klasik Atina'da ise iki öğün daha yaygınken, MÖ 4. yüzyıldan itibaren erken kahvaltının yeniden ortaya çıktığı görülüyor. OUP Academic

Buradan çıkarılabilecek güzel ders şu:

“Antik Yunanlılar kaç öğün yerdi?” sorusunun tek bir cevabı yok.

Çünkü tarih boyunca yemek düzenini belirleyen yalnızca açlık değildi.

Güneşin doğuş saati, çalışma biçimi, sosyal sınıf, dini kurallar, mevsimler, yiyeceğe erişim ve hatta kişinin yaptığı iş bile öğün düzenini değiştirebiliyordu.

Bugün ofiste çalışan birinin öğle arasında 12.30’da yemek yemesi ile sabah gün doğmadan tarlaya giden birinin yemek düzenini aynı düşünmek zaten pek mantıklı değil.

Romalılar: “Üç Öğün Var Ama Akşam Yemeği Başka Bir Seviyede”

Antik Roma ise bugünkü alışkanlıklara biraz daha tanıdık geliyor.

Romalıların yemek kültüründe ientaculum, prandium ve cena gibi farklı öğün isimleri bulunuyordu. Ancak bunların ağırlığı ve gün içindeki konumu zaman içerisinde değişti. Oxford’daki klasik çalışmalar, erken dönemlerde ana öğünün gün ortasında olduğunu, daha sonraki dönemlerde ise akşam saatlerinde yenilen cena’nın öne çıktığını belirtiyor. OUP Academic+1

Sabah öğünü çoğu zaman oldukça hafifti. Ekmek, peynir, bazen yumurta, zeytin veya benzeri yiyecekler tüketilebiliyordu. Öğle öğünü de her zaman bugünkü anlamda büyük bir ziyafet değildi. Cambridge

Asıl olay akşam yemeğinde kopabiliyordu.

Özellikle varlıklı Romalılar için cena yalnızca “karnımızı doyuralım” etkinliği değildi. Sosyal hayatın önemli bir parçasıydı. Zenginlerin yemek salonlarında misafir ağırlaması, gösterişli sofralar kurulması ve yemeklerin sosyal statüyü yansıtması oldukça yaygındı. Cambridge

Bugünkü “Akşam ne yiyelim?” sorusunu Roma aristokrasisine sorsaydık muhtemelen cevap “Sekiz çeşit yemek, birkaç misafir ve biraz da sosyal statü” olurdu.

Peki Orta Çağ'da Kahvaltı Neden Biraz Şüpheliydi?

İşte burada tarih, günümüz insanının kafasını güzelce karıştırıyor.

Orta Çağ Avrupa'sında kahvaltı her yerde ve herkes için standart bir öğün değildi. Özellikle dini ve toplumsal düşüncelerde, gece boyunca süren açlığı çok erken bozmak hoş karşılanmayabiliyordu.

Ancak gerçek hayat başka bir şeydi.

Gün doğmadan işe başlayan bir çiftçiye “Saat 12’ye kadar sabret, kardeşim; maneviyatın için önemli” demek pek pratik görünmüyor.

Nitekim kaynaklarda köylüler ve zanaatkârların sabahları yemek yediği, çalışanların gün içinde küçük yiyeceklerle desteklendiği görülüyor. Çocuklar, yaşlılar ve hastalar için sabah öğünü de daha kabul edilebilir durumdaydı. Reenactor

Bu durum bize tarihin güzel bir ironisini gösteriyor:

Teoride ideal olan yemek düzeni ile insanların gerçekten uyguladığı yemek düzeni aynı şey değildi.

Bugün de aynı durum yok mu?

Beslenme uzmanı “Gece buzdolabını açmayın” der. Buzdolabı ise gece 01.00’de insanı adeta kişisel olarak davet eder.

Kadınlar ve Erkekler Aynı Sofrada Ama Aynı Deneyimde Değildi

Geçmişte yemek konusu anlatılırken erkekleri avlanan, kadınları yemek yapan iki basit karaktere indirgemek oldukça kolay. Fakat gerçek hayat bundan çok daha karmaşıktı.

Erkeklerin günlük yemek düzeni çoğu toplumda yaptıkları işe göre değişebiliyordu. Tarlada çalışan, madende çalışan, denizde çalışan veya uzun saatler fiziksel emek harcayan bir kişinin enerji ihtiyacı ve yemek zamanı masa başındaki varlıklı bir kişinin düzeninden farklıydı.

Burada “erkekler çözüm odaklıydı, kadınlar duygusal davranıyordu” gibi basmakalıp bir anlatı kurmak da tarihsel gerçekliği açıklamaz.

Örneğin fiziksel emek veren bir erkek için öğün meselesi gerçekten stratejik bir enerji hesabına dönüşebiliyordu: “Şimdi mi yiyeceğim, işi bitirip sonra mı?”
 
Üst