Geçmiş toplumlarda ev ekonomisi, pazar alışverişi, aile bütçesi ve küçük ölçekli ticaret gibi faaliyetlerin tamamını yalnızca erkeklerin yürüttüğünü varsaymak doğru değildir.
Dolayısıyla para tarihine toplumsal açıdan bakarken kadınların deneyimini “duygusal bakış” şeklinde sınırlamak yerine gündelik ekonomik hayatın bir parçası olarak değerlendirmek daha sağlıklı.
Örneğin bir hanenin günlük ihtiyaçlarını satın alan kişinin hangi madeni paraları kullandığı, küçük para bulmanın kolay olup olmadığı veya belirli bakır paraların geçerliliğinin sona ermesi gibi konular doğrudan günlük yaşamla ilgilidir.
Burada “duygusal” kelimesinden ziyade deneyimsel bir bakıştan söz etmek daha doğru olabilir.
Aynı durum erkekler için de geçerlidir. Bir erkek esnafın mangırların değerindeki değişim nedeniyle yaşadığı sorun da yalnızca “objektif ekonomik veri” değildir; onun geçim kaynağı, müşterileri ve ticari ilişkileri açısından somut bir yaşam deneyimidir.
Bu nedenle cinsiyet yerine meslek, sınıf, şehir, dönem ve ekonomik konum gibi değişkenleri dikkate almak çok daha açıklayıcıdır.
Mangır Neden Önemliydi?
Çünkü küçük para olmadan küçük alışverişleri yürütmek oldukça zordur.
Günümüzden düşünelim: 1000 liralık banknotların olduğunu, ancak 1, 5, 10 ve 20 liralık paraların bulunmadığını varsayalım. Büyük ödemeleri yapabilirsiniz ama günlük küçük alışverişlerde ciddi sorun yaşarsınız.
Osmanlı'daki bakır paranın işlevi de bununla bağlantılıydı.
TDV'nin aktardığı bilgilere göre XV ve XVI. yüzyıllar bakır para kullanımının en yoğun olduğu dönemler arasındaydı. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde de büyük miktarda bakır para basılıp dağıtıldı. TDV İslâm Ansiklopedisi
Bu, bakır paranın yalnızca “değersiz para” olmadığını gösteriyor.
Tam tersine, küçük ekonomik işlemlerin gerçekleşebilmesi için gerekli bir ödeme aracıydı.
1688 Mangırları ve Para Krizi
Konunun en ilginç bölümlerinden biri XVII. yüzyılın sonlarında yaşandı.
Osmanlı maliyesinde ciddi sıkıntıların yaşandığı dönemde, 1688'de İstanbul'da yeniden yoğun biçimde mangır basılmaya başlandı. TDV kaynaklarına göre bu dönemde Tavşantaşı'nda kurulan darphanede 2 bakır sikkenin 1 akçeye eşit olduğu mangırlar basıldı; bunların çapı yaklaşık 19 mm, ağırlığı ise 1,60 gramdı. TDV İslâm Ansiklopedisi
Fakat burada önemli bir ekonomik problem ortaya çıktı.
Mangırın metal değeri ile nominal değeri arasında fark bulunuyordu.
Yani madeni bakırın gerçek değeri ile devletin paraya verdiği değer aynı değildi.
Bu durum teorik olarak devlete gelir sağlıyordu. Fakat aynı zamanda kalpazanlık için de cazip bir alan oluşturdu. Nitekim sahte mangırların yayılması güven sorununa yol açtı ve 1691'de mangır basımı ve tedavülü yasaklandı. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Burada “bozuk para” kavramının aslında devlet maliyesiyle ne kadar bağlantılı olduğunu görüyoruz.
Küçük bir bakır sikke, yalnızca cebimizdeki birkaç kuruş değildir. Para arzı, devlet gelirleri, enflasyon, güven ve ticaret gibi büyük ekonomik meselelerin parçası olabilir.
“Bozuk Para” ile “Değersiz Para” Aynı Şey Değil
Günümüzde “bozuk para” ifadesi bazen “değersiz para” çağrışımı yapabiliyor. Tarihsel açıdan ise bu oldukça yanıltıcı.
Bir paranın nominal değerinin küçük olması, ekonomik sistem içerisinde önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Örneğin 1 mangırın satın alma gücü dönemine göre değişse de küçük ödemelerde kullanılabilmesi onu ekonomik açıdan işlevsel kılıyordu.
Üstelik Osmanlı para sisteminde bakır, gümüş ve altın paraların birbirinden farklı görevleri vardı. Para sistemi değiştikçe bazı eski birimler hesaplamalarda kalırken gerçek ödeme araçları değişebiliyordu. Akçenin XVII. yüzyılın ikinci yarısında piyasadan büyük ölçüde çekilerek hesap birimi olarak kullanılmaya devam etmesi bunun dikkat çekici örneklerinden biridir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Bu yüzden “küçük para” ile “önemsiz para” kavramlarını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bugünkü Bozuk Paralarla Mangır Arasında Nasıl Bir Benzerlik Var?
En temel benzerlik, küçük ölçekli ödemeleri kolaylaştırmalarıdır.
Bugün madeni paralar, özellikle küçük tutarlı işlemlerde kullanılıyor. Osmanlı'da mangır da benzer biçimde küçük ödemelerde önemliydi.
Fakat arada ciddi farklar bulunuyor.
Modern para sisteminde merkez bankası politikaları, yasal ödeme kuralları, enflasyon hedefleri ve modern darphane teknolojileri gibi kurumlar bulunuyor. Osmanlı döneminde ise para sisteminin yapısı farklıydı ve altın, gümüş, bakır ile yabancı sikkeler aynı ekonomik ortamda çeşitli roller üstlenebiliyordu.
Üstelik Osmanlı'da farklı dönemlerde sikke yenileme, eski paraların tedavülden kaldırılması ve yeni paraların piyasaya sürülmesi gibi uygulamalar görüldü. Darphânenin işleyişi ve para üretiminin devlet maliyesiyle ilişkisi de bugünkü sistemden oldukça farklıydı. TDV İslâm Ansiklopedisi
Sonuç: “Mangır” Demek Yeterli mi?
Eğer soru genel olarak “Eskiden bozuk paraya ne denirdi?” şeklindeyse, Osmanlı tarihi bağlamında verilebilecek en bilinen cevaplardan biri mangırdır.
Ancak daha doğru ve kapsamlı cevap şudur:
Osmanlı'da bozuk para işlevi gören bakır sikkelere özellikle “mangır” denirdi; “pul” da kullanılan adlardan biriydi. Daha geniş İslâm para tarihi içinde “fels/fülûs” gibi terimler de bakır ve küçük değerli sikkeler için kullanılmıştır. Akçe ise bunlardan farklı olarak temel gümüş para birimiydi.
Bence konunun en ilginç tarafı, “bozuk para” gibi sıradan gördüğümüz bir kavramın arkasında oldukça karmaşık bir ekonomik sistem bulunması. 1,60 gramlık bir bakır mangırın hikâyesi bile devlet maliyesine, sahteciliğe, para arzına ve gündelik alışverişe kadar uzanabiliyor.
Kaynaklardaki rakamlar da bunu açıkça gösteriyor: Fâtih döneminde bazı mangırlar için 8 mangır = 1 akçe, bazı küçük mangırlar için 24 mangır = 1 akçe ilişkisi görülürken, 1688'de belirli mangırlarda 2 mangır = 1 akçe oranı uygulanmıştı. Bu bile tek başına “mangırın değeri neydi?” sorusunun tek bir rakamla cevaplanamayacağını gösteriyor. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Forumda Tartışalım
Sizce günlük hayatta kullanılan küçük paraların isimlerinin zamanla değişmesi, toplumun para anlayışını da değiştiriyor mu?
“Bozuk para” kelimesinin bugün taşıdığı anlamla Osmanlı'daki “mangır” arasında sizce ne kadar benzerlik var?
Ayrıca “mangır”, “pul”, “akçe”, “para” ve “kuruş” kelimelerinden hangisinin günlük dilde en fazla iz bıraktığını düşünüyorsunuz?
Bir de daha ilginç bir soru: Eğer Osmanlı döneminde yaşasaydınız, elinizdeki paranın metalinden çok üzerindeki nominal değere mi, yoksa gerçek bakır/gümüş içeriğine mi güvenirdiniz?
Kaynaklar:
- Oğuz Tekin, “Mangır”, TDV İslâm Ansiklopedisi. TDV İslâm Ansiklopedisi
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sikke”. TDV İslâm Ansiklopedisi
- Halil Sahillioğlu, “Akçe”, TDV İslâm Ansiklopedisi. TDV İslâm Ansiklopedisi
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Para”. TDV İslâm Ansiklopedisi
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Darphâne”. TDV İslâm Ansiklopedisi
- İbrahim Artuk, “I. Murad'ın Sikkelerine Genel Bir Bakış”, Belleten/Türk Tarih Kurumu. dergipark.org.tr
Dolayısıyla para tarihine toplumsal açıdan bakarken kadınların deneyimini “duygusal bakış” şeklinde sınırlamak yerine gündelik ekonomik hayatın bir parçası olarak değerlendirmek daha sağlıklı.
Örneğin bir hanenin günlük ihtiyaçlarını satın alan kişinin hangi madeni paraları kullandığı, küçük para bulmanın kolay olup olmadığı veya belirli bakır paraların geçerliliğinin sona ermesi gibi konular doğrudan günlük yaşamla ilgilidir.
Burada “duygusal” kelimesinden ziyade deneyimsel bir bakıştan söz etmek daha doğru olabilir.
Aynı durum erkekler için de geçerlidir. Bir erkek esnafın mangırların değerindeki değişim nedeniyle yaşadığı sorun da yalnızca “objektif ekonomik veri” değildir; onun geçim kaynağı, müşterileri ve ticari ilişkileri açısından somut bir yaşam deneyimidir.
Bu nedenle cinsiyet yerine meslek, sınıf, şehir, dönem ve ekonomik konum gibi değişkenleri dikkate almak çok daha açıklayıcıdır.
Mangır Neden Önemliydi?
Çünkü küçük para olmadan küçük alışverişleri yürütmek oldukça zordur.
Günümüzden düşünelim: 1000 liralık banknotların olduğunu, ancak 1, 5, 10 ve 20 liralık paraların bulunmadığını varsayalım. Büyük ödemeleri yapabilirsiniz ama günlük küçük alışverişlerde ciddi sorun yaşarsınız.
Osmanlı'daki bakır paranın işlevi de bununla bağlantılıydı.
TDV'nin aktardığı bilgilere göre XV ve XVI. yüzyıllar bakır para kullanımının en yoğun olduğu dönemler arasındaydı. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde de büyük miktarda bakır para basılıp dağıtıldı. TDV İslâm Ansiklopedisi
Bu, bakır paranın yalnızca “değersiz para” olmadığını gösteriyor.
Tam tersine, küçük ekonomik işlemlerin gerçekleşebilmesi için gerekli bir ödeme aracıydı.
1688 Mangırları ve Para Krizi
Konunun en ilginç bölümlerinden biri XVII. yüzyılın sonlarında yaşandı.
Osmanlı maliyesinde ciddi sıkıntıların yaşandığı dönemde, 1688'de İstanbul'da yeniden yoğun biçimde mangır basılmaya başlandı. TDV kaynaklarına göre bu dönemde Tavşantaşı'nda kurulan darphanede 2 bakır sikkenin 1 akçeye eşit olduğu mangırlar basıldı; bunların çapı yaklaşık 19 mm, ağırlığı ise 1,60 gramdı. TDV İslâm Ansiklopedisi
Fakat burada önemli bir ekonomik problem ortaya çıktı.
Mangırın metal değeri ile nominal değeri arasında fark bulunuyordu.
Yani madeni bakırın gerçek değeri ile devletin paraya verdiği değer aynı değildi.
Bu durum teorik olarak devlete gelir sağlıyordu. Fakat aynı zamanda kalpazanlık için de cazip bir alan oluşturdu. Nitekim sahte mangırların yayılması güven sorununa yol açtı ve 1691'de mangır basımı ve tedavülü yasaklandı. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Burada “bozuk para” kavramının aslında devlet maliyesiyle ne kadar bağlantılı olduğunu görüyoruz.
Küçük bir bakır sikke, yalnızca cebimizdeki birkaç kuruş değildir. Para arzı, devlet gelirleri, enflasyon, güven ve ticaret gibi büyük ekonomik meselelerin parçası olabilir.
“Bozuk Para” ile “Değersiz Para” Aynı Şey Değil
Günümüzde “bozuk para” ifadesi bazen “değersiz para” çağrışımı yapabiliyor. Tarihsel açıdan ise bu oldukça yanıltıcı.
Bir paranın nominal değerinin küçük olması, ekonomik sistem içerisinde önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Örneğin 1 mangırın satın alma gücü dönemine göre değişse de küçük ödemelerde kullanılabilmesi onu ekonomik açıdan işlevsel kılıyordu.
Üstelik Osmanlı para sisteminde bakır, gümüş ve altın paraların birbirinden farklı görevleri vardı. Para sistemi değiştikçe bazı eski birimler hesaplamalarda kalırken gerçek ödeme araçları değişebiliyordu. Akçenin XVII. yüzyılın ikinci yarısında piyasadan büyük ölçüde çekilerek hesap birimi olarak kullanılmaya devam etmesi bunun dikkat çekici örneklerinden biridir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Bu yüzden “küçük para” ile “önemsiz para” kavramlarını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bugünkü Bozuk Paralarla Mangır Arasında Nasıl Bir Benzerlik Var?
En temel benzerlik, küçük ölçekli ödemeleri kolaylaştırmalarıdır.
Bugün madeni paralar, özellikle küçük tutarlı işlemlerde kullanılıyor. Osmanlı'da mangır da benzer biçimde küçük ödemelerde önemliydi.
Fakat arada ciddi farklar bulunuyor.
Modern para sisteminde merkez bankası politikaları, yasal ödeme kuralları, enflasyon hedefleri ve modern darphane teknolojileri gibi kurumlar bulunuyor. Osmanlı döneminde ise para sisteminin yapısı farklıydı ve altın, gümüş, bakır ile yabancı sikkeler aynı ekonomik ortamda çeşitli roller üstlenebiliyordu.
Üstelik Osmanlı'da farklı dönemlerde sikke yenileme, eski paraların tedavülden kaldırılması ve yeni paraların piyasaya sürülmesi gibi uygulamalar görüldü. Darphânenin işleyişi ve para üretiminin devlet maliyesiyle ilişkisi de bugünkü sistemden oldukça farklıydı. TDV İslâm Ansiklopedisi
Sonuç: “Mangır” Demek Yeterli mi?
Eğer soru genel olarak “Eskiden bozuk paraya ne denirdi?” şeklindeyse, Osmanlı tarihi bağlamında verilebilecek en bilinen cevaplardan biri mangırdır.
Ancak daha doğru ve kapsamlı cevap şudur:
Osmanlı'da bozuk para işlevi gören bakır sikkelere özellikle “mangır” denirdi; “pul” da kullanılan adlardan biriydi. Daha geniş İslâm para tarihi içinde “fels/fülûs” gibi terimler de bakır ve küçük değerli sikkeler için kullanılmıştır. Akçe ise bunlardan farklı olarak temel gümüş para birimiydi.
Bence konunun en ilginç tarafı, “bozuk para” gibi sıradan gördüğümüz bir kavramın arkasında oldukça karmaşık bir ekonomik sistem bulunması. 1,60 gramlık bir bakır mangırın hikâyesi bile devlet maliyesine, sahteciliğe, para arzına ve gündelik alışverişe kadar uzanabiliyor.
Kaynaklardaki rakamlar da bunu açıkça gösteriyor: Fâtih döneminde bazı mangırlar için 8 mangır = 1 akçe, bazı küçük mangırlar için 24 mangır = 1 akçe ilişkisi görülürken, 1688'de belirli mangırlarda 2 mangır = 1 akçe oranı uygulanmıştı. Bu bile tek başına “mangırın değeri neydi?” sorusunun tek bir rakamla cevaplanamayacağını gösteriyor. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Forumda Tartışalım
Sizce günlük hayatta kullanılan küçük paraların isimlerinin zamanla değişmesi, toplumun para anlayışını da değiştiriyor mu?
“Bozuk para” kelimesinin bugün taşıdığı anlamla Osmanlı'daki “mangır” arasında sizce ne kadar benzerlik var?
Ayrıca “mangır”, “pul”, “akçe”, “para” ve “kuruş” kelimelerinden hangisinin günlük dilde en fazla iz bıraktığını düşünüyorsunuz?
Bir de daha ilginç bir soru: Eğer Osmanlı döneminde yaşasaydınız, elinizdeki paranın metalinden çok üzerindeki nominal değere mi, yoksa gerçek bakır/gümüş içeriğine mi güvenirdiniz?
Kaynaklar:
- Oğuz Tekin, “Mangır”, TDV İslâm Ansiklopedisi. TDV İslâm Ansiklopedisi
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sikke”. TDV İslâm Ansiklopedisi
- Halil Sahillioğlu, “Akçe”, TDV İslâm Ansiklopedisi. TDV İslâm Ansiklopedisi
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Para”. TDV İslâm Ansiklopedisi
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Darphâne”. TDV İslâm Ansiklopedisi
- İbrahim Artuk, “I. Murad'ın Sikkelerine Genel Bir Bakış”, Belleten/Türk Tarih Kurumu. dergipark.org.tr