Erkeklerin çözüm ve strateji odaklı, kadınların ise empatik ve ilişki merkezli olduğu yönündeki genellemeler bazı kişilerin deneyimleriyle örtüşebilir. Ancak bunlar herkes için geçerli kurallar değildir. İnsanların olayları yorumlama biçimleri; yetiştikleri aileye, eğitimlerine, kişisel deneyimlerine, toplumsal rollerine ve karakterlerine göre değişebilir.
Murat, avucunun kaşınmasını bir işaret olarak düşünmek yerine alacaklarını gözden geçirmeyi seçmişti. Elif ise annesinin sözlerinin aile içindeki anlamını ve Murat'ın neden bu olayı hatırladığını anlamaya çalışmıştı. Fakat bu roller değişebilirdi. Elif de stratejik düşünebilir, Murat da annesinin duygularını anlamaya çalışabilirdi.
Asıl fark, birinin diğerinden daha akıllı veya daha mantıklı olması değildi. İkisi de aynı olaya farklı sorular yöneltiyordu.
Biri, “Bundan sonra ne yapmalıyım?” diye soruyordu. Diğeri ise “Bu olay bizim için neden anlamlı?” sorusunu gündeme getiriyordu.
Hayatta çoğu zaman ikisine de ihtiyacımız var. Bir sorun karşısında çözüm üretmek kadar insanların duygularını anlamak, aileden gelen değerleri değerlendirmek ve farklı bakış açılarını dinlemek de önemlidir.
Sizce de bir inanışın insanlar arasındaki etkisini anlamak için yalnızca doğru olup olmadığına bakmak yeterli mi? Yoksa o inanışın insanları nasıl bir araya getirdiğini de düşünmek gerekir mi?
5. PARA, ŞANS VE TOPLUMSAL BEKLENTİLER
Ertesi hafta Murat'ın dükkânında küçük bir mahalle toplantısı düzenlenmiş. Konu önce günlük işlerden açılmış, sonra yine avuç içi kaşıntısına gelmiş.
Mahallede yaşayan Zeynep Hanım, yıllar önce iş aradığı bir dönemde sol avucunun kaşındığını ve kısa süre sonra beklediği iş görüşmesinden olumsuz yanıt aldığını anlatmış.
“Sonra aylarca ne zaman elim kaşınsa kötü bir şey olacak diye endişelendim,” demiş. “Oysa şimdi düşünüyorum da o dönemde zaten işsizdim ve gelecek konusunda kaygılıydım. Belki de her şeyi bir işaret gibi görüyordum.”
Bu anlatı, inanışların yalnızca umutla değil, kaygıyla da ilişkili olabileceğini ortaya koyuyordu.
İnsanlar belirsizlik yaşadıklarında geleceği kontrol edebilmek ister. Maddi sıkıntılar, işsizlik, borçlar ve ekonomik belirsizlikler bu isteği daha da güçlendirebilir. Böyle dönemlerde küçük olaylar, geleceğe ilişkin işaretler olarak yorumlanabilir.
Avucun kaşınması da para kazanma veya para kaybetme beklentileriyle ilişkilendirildiğinde gündelik hayatın ekonomik kaygılarını yansıtan bir sembole dönüşebilir.
Fakat burada ince bir çizgi vardır. Bir inanış kişiye moral veriyorsa, kültürel bir hatıra olarak yaşatılıyorsa ve kararlarını olumsuz etkilemiyorsa gündelik hayatın zararsız bir parçası olabilir. Buna karşılık kişi sırf avucu kaşındı diye borç almaya, gereksiz harcama yapmaya, yatırım kararı vermeye veya önemli bir fırsatı reddetmeye başlarsa durum değişir.
Murat, bu konuşmadan sonra dükkânının arka tarafındaki küçük defteri açmış. Müşterilerden beklediği ödemeleri, masraflarını ve yaklaşan faturalarını yeniden gözden geçirmiş.
“Bundan sonra avucum kaşınırsa önce elimi kontrol edeceğim,” demiş. “Sonra da hesaplarımı. Para gelecekse ne güzel ama gelmezse de hazırlıksız yakalanmayayım.”
Mahalledekiler gülmüş. Ancak Murat'ın sözünde önemli bir ders vardı: Umut etmek güzeldir ama geleceğe hazırlanmanın yerini tutmaz.
6. BAZEN BEDENİMİZİ DİNLEMEK, İŞARET ARAMAKTAN DAHA ÖNEMLİDİR
Aradan birkaç gün geçmiş. Murat'ın sağ avucundaki kaşıntı yeniden başlamış. Bu kez annesine seslenip para geleceğini söylemek yerine ellerine dikkatlice bakmış. Cildinin hafifçe kuruduğunu ve parmaklarının arasında küçük kızarıklıklar oluştuğunu fark etmiş.
Yeni kullandığı temizlik ürününü bir süre bırakmış ve parfümsüz bir nemlendirici kullanmaya başlamış. Kaşıntı hafiflese de tamamen geçmeyince bir sağlık uzmanına danışmış.
Bu süreçte Murat, avucunun kaşınmasının para geleceği anlamına gelmediğini öğrenmekle kalmamış; bedeninden gelen belirtileri de daha dikkatli değerlendirmeye başlamış.
Elbette her kaşıntı ciddi bir hastalığın habercisi değildir. Çoğu zaman basit bir cilt sorunu söz konusudur. Ancak uzun süren veya tekrarlayan belirtileri yalnızca halk inanışlarıyla açıklamaya çalışmak doğru değildir.
Kaşıntının ne zaman başladığı, hangi ürünlerden sonra ortaya çıktığı, ciltte döküntü olup olmadığı ve başka belirtilerin eşlik edip etmediği, nedenini anlamaya yardımcı olabilir.
Murat'ın yaşadığı olay bize şu soruyu düşündürüyor: Bazen bir belirtiye anlam yüklemekle o belirtinin gerçek nedenini araştırmak arasında seçim yapmak zorunda kalıyoruz. Oysa ikisini birbirinden ayırabiliriz. Kültürel inanışlarımızı hatırlayabilir, aile büyüklerimizin sözlerini gülümseyerek anabiliriz. Aynı zamanda sağlığımızı ilgilendiren konularda kanıta dayalı açıklamalara başvurabiliriz.
Birinin diğerini bütünüyle ortadan kaldırması gerekmiyor. Önemli olan, hangisinin hangi soruya cevap verdiğini bilmektir.
7. SAĞ EL Mİ, SOL EL Mİ? ASIL MESELE NEYE İNANDIĞIMIZ MI?
Bir akşam Murat, annesiyle birlikte otururken ona yeniden aynı soruyu sormuş:
“Anne, sağ avuç para getirir diyorsun ya… Peki sol avuç neden para götürüyor? Bunu kim söylemiş?”
Nermin Hanım gülümsemiş.
“Ben küçükken anneannem söylerdi. Ona da kendi annesi öğretmiş. Ama ilk kimin söylediğini bilmiyorum.”
Murat bu cevabı beklemiyormuş. Çünkü bazı inanışların başlangıcında belirli bir kişinin yaşadığı olay veya yaptığı gözlem olduğunu düşünmüş. Oysa kimi halk inanışlarının kesin olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktığını belirlemek mümkün olmayabilir. Sözlü kültürde anlatılar değişir, farklı yörelere uyarlanır ve bazen birbirine zıt yorumlar aynı anda yaşar.
Bu yüzden “Sağ avuç kesinlikle para getirir” veya “Sol avuç mutlaka para kaybettirir” demek yerine, “Bazı toplumlarda böyle bir inanış vardır” demek daha doğrudur.
Murat'ın annesi de artık bu ayrımı daha rahat yapıyormuş.
“Ben yine de bazen söylerim,” demiş. “Ama artık senin de her kaşıntıda kasayı kontrol edeceğini biliyorum!”
İkisi de gülmüş.
Belki de halk inanışlarının en ilginç tarafı tam burada saklıdır. İnsanlar yalnızca açıklayamadıkları olaylara anlam vermekle kalmaz, bu anlamları başkalarıyla paylaşarak ortak bir kültür oluştururlar. Bir cümle bazen bir annenin oğluna verdiği teselliye, bazen arkadaşlar arasında yapılan bir şakaya, bazen de geçmişten bugüne taşınan bir hatıraya dönüşür.
Fakat bir inanışın kültürel açıdan değerli olması, bilimsel açıdan doğru olduğunu kanıtlamaz. Bu iki alanı birbirine karıştırmadan değerlendirmek, hem geçmişe saygı duymayı hem de bugünün bilgilerini kullanmayı mümkün kılar.
SON SÖZ: ELİNİZİN İÇİ KAŞINDIĞINDA SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Murat'ın hikâyesi, sıradan bir kaşıntıyla başlayıp aile anılarına, kültürel inanışlara, insan psikolojisine ve sağlığımıza kadar uzandı.
Elinin içinin kaşınması, halk arasında yaygın biçimde para kazanmak veya para kaybetmek gibi olaylarla ilişkilendirilir. Ancak bu yorumlar kültürel inanışlardır; kaşıntının gelecekteki maddi olayları haber verdiğini gösteren bilimsel bir kanıt yoktur. Gerçek neden çoğu zaman cilt kuruluğu, tahriş veya egzama gibi durumlarla ilgili olabilir.
Bununla birlikte, bu inanışları yalnızca doğru ya da yanlış diye ikiye ayırmak yerine, insanların hayatındaki yerini de düşünmek gerekir. Bir aile büyüğünün anlattığı söz, kimi zaman çocukluğumuzun hatırasıdır. Bir arkadaşın yorumu, geleceğe ilişkin umudumuzu yansıtır. Bazen de yaşadığımız bir olaya neden anlam yüklediğimizi fark etmemizi sağlar.
Şimdi sözü foruma katılanlara bırakalım:
1. Sağ avucunuz kaşındıktan sonra beklenmedik bir para aldığınız veya sol avucunuz kaşındıktan sonra bir harcama yaptığınız oldu mu?
2. Ailenizde bu inanış nasıl anlatılır? Sağ elin mi, sol elin mi para getirdiğine inanılır? Sizin yörede farklı bir yorum var mı?
3. Sizce bu tür inanışlar insanlara umut verdiği için mi kuşaktan kuşağa aktarılıyor, yoksa tesadüfleri anlamlandırma ihtiyacımızdan mı kaynaklanıyor?
4. Avuç içi kaşıntısı yaşadığınızda önce halk arasında söylenenleri mi düşünürsünüz, yoksa ciltteki değişikliklere ve olası nedenlere mi bakarsınız?
Kendi deneyiminizi paylaşırken yalnızca yaşadığınız olayı değil, o olayın sizde bıraktığı düşünceyi de anlatabilirsiniz. Belki sizin hikâyeniz, başka birinin çocukluğundan bir anıyı hatırlamasına veya yıllardır doğru kabul ettiği bir inanışı yeniden değerlendirmesine yardımcı olur.
Çünkü bazen insanın avucunda başlayan küçük bir kaşıntı, aslında kendimiz, ailemiz ve dünyayı anlama biçimimiz hakkında uzun bir sohbetin kapısını aralayabilir.
Kaynak ve deneyim sınırını netleştirToplumsal cinsiyet bölümünü derinleştir
Kaynak ve deneyim sınırını netleştir
Toplumsal cinsiyet bölümünü derinleştir
Tekrarlanan soruları azalt
Murat, avucunun kaşınmasını bir işaret olarak düşünmek yerine alacaklarını gözden geçirmeyi seçmişti. Elif ise annesinin sözlerinin aile içindeki anlamını ve Murat'ın neden bu olayı hatırladığını anlamaya çalışmıştı. Fakat bu roller değişebilirdi. Elif de stratejik düşünebilir, Murat da annesinin duygularını anlamaya çalışabilirdi.
Asıl fark, birinin diğerinden daha akıllı veya daha mantıklı olması değildi. İkisi de aynı olaya farklı sorular yöneltiyordu.
Biri, “Bundan sonra ne yapmalıyım?” diye soruyordu. Diğeri ise “Bu olay bizim için neden anlamlı?” sorusunu gündeme getiriyordu.
Hayatta çoğu zaman ikisine de ihtiyacımız var. Bir sorun karşısında çözüm üretmek kadar insanların duygularını anlamak, aileden gelen değerleri değerlendirmek ve farklı bakış açılarını dinlemek de önemlidir.
Sizce de bir inanışın insanlar arasındaki etkisini anlamak için yalnızca doğru olup olmadığına bakmak yeterli mi? Yoksa o inanışın insanları nasıl bir araya getirdiğini de düşünmek gerekir mi?
5. PARA, ŞANS VE TOPLUMSAL BEKLENTİLER
Ertesi hafta Murat'ın dükkânında küçük bir mahalle toplantısı düzenlenmiş. Konu önce günlük işlerden açılmış, sonra yine avuç içi kaşıntısına gelmiş.
Mahallede yaşayan Zeynep Hanım, yıllar önce iş aradığı bir dönemde sol avucunun kaşındığını ve kısa süre sonra beklediği iş görüşmesinden olumsuz yanıt aldığını anlatmış.
“Sonra aylarca ne zaman elim kaşınsa kötü bir şey olacak diye endişelendim,” demiş. “Oysa şimdi düşünüyorum da o dönemde zaten işsizdim ve gelecek konusunda kaygılıydım. Belki de her şeyi bir işaret gibi görüyordum.”
Bu anlatı, inanışların yalnızca umutla değil, kaygıyla da ilişkili olabileceğini ortaya koyuyordu.
İnsanlar belirsizlik yaşadıklarında geleceği kontrol edebilmek ister. Maddi sıkıntılar, işsizlik, borçlar ve ekonomik belirsizlikler bu isteği daha da güçlendirebilir. Böyle dönemlerde küçük olaylar, geleceğe ilişkin işaretler olarak yorumlanabilir.
Avucun kaşınması da para kazanma veya para kaybetme beklentileriyle ilişkilendirildiğinde gündelik hayatın ekonomik kaygılarını yansıtan bir sembole dönüşebilir.
Fakat burada ince bir çizgi vardır. Bir inanış kişiye moral veriyorsa, kültürel bir hatıra olarak yaşatılıyorsa ve kararlarını olumsuz etkilemiyorsa gündelik hayatın zararsız bir parçası olabilir. Buna karşılık kişi sırf avucu kaşındı diye borç almaya, gereksiz harcama yapmaya, yatırım kararı vermeye veya önemli bir fırsatı reddetmeye başlarsa durum değişir.
Murat, bu konuşmadan sonra dükkânının arka tarafındaki küçük defteri açmış. Müşterilerden beklediği ödemeleri, masraflarını ve yaklaşan faturalarını yeniden gözden geçirmiş.
“Bundan sonra avucum kaşınırsa önce elimi kontrol edeceğim,” demiş. “Sonra da hesaplarımı. Para gelecekse ne güzel ama gelmezse de hazırlıksız yakalanmayayım.”
Mahalledekiler gülmüş. Ancak Murat'ın sözünde önemli bir ders vardı: Umut etmek güzeldir ama geleceğe hazırlanmanın yerini tutmaz.
6. BAZEN BEDENİMİZİ DİNLEMEK, İŞARET ARAMAKTAN DAHA ÖNEMLİDİR
Aradan birkaç gün geçmiş. Murat'ın sağ avucundaki kaşıntı yeniden başlamış. Bu kez annesine seslenip para geleceğini söylemek yerine ellerine dikkatlice bakmış. Cildinin hafifçe kuruduğunu ve parmaklarının arasında küçük kızarıklıklar oluştuğunu fark etmiş.
Yeni kullandığı temizlik ürününü bir süre bırakmış ve parfümsüz bir nemlendirici kullanmaya başlamış. Kaşıntı hafiflese de tamamen geçmeyince bir sağlık uzmanına danışmış.
Bu süreçte Murat, avucunun kaşınmasının para geleceği anlamına gelmediğini öğrenmekle kalmamış; bedeninden gelen belirtileri de daha dikkatli değerlendirmeye başlamış.
Elbette her kaşıntı ciddi bir hastalığın habercisi değildir. Çoğu zaman basit bir cilt sorunu söz konusudur. Ancak uzun süren veya tekrarlayan belirtileri yalnızca halk inanışlarıyla açıklamaya çalışmak doğru değildir.
Kaşıntının ne zaman başladığı, hangi ürünlerden sonra ortaya çıktığı, ciltte döküntü olup olmadığı ve başka belirtilerin eşlik edip etmediği, nedenini anlamaya yardımcı olabilir.
Murat'ın yaşadığı olay bize şu soruyu düşündürüyor: Bazen bir belirtiye anlam yüklemekle o belirtinin gerçek nedenini araştırmak arasında seçim yapmak zorunda kalıyoruz. Oysa ikisini birbirinden ayırabiliriz. Kültürel inanışlarımızı hatırlayabilir, aile büyüklerimizin sözlerini gülümseyerek anabiliriz. Aynı zamanda sağlığımızı ilgilendiren konularda kanıta dayalı açıklamalara başvurabiliriz.
Birinin diğerini bütünüyle ortadan kaldırması gerekmiyor. Önemli olan, hangisinin hangi soruya cevap verdiğini bilmektir.
7. SAĞ EL Mİ, SOL EL Mİ? ASIL MESELE NEYE İNANDIĞIMIZ MI?
Bir akşam Murat, annesiyle birlikte otururken ona yeniden aynı soruyu sormuş:
“Anne, sağ avuç para getirir diyorsun ya… Peki sol avuç neden para götürüyor? Bunu kim söylemiş?”
Nermin Hanım gülümsemiş.
“Ben küçükken anneannem söylerdi. Ona da kendi annesi öğretmiş. Ama ilk kimin söylediğini bilmiyorum.”
Murat bu cevabı beklemiyormuş. Çünkü bazı inanışların başlangıcında belirli bir kişinin yaşadığı olay veya yaptığı gözlem olduğunu düşünmüş. Oysa kimi halk inanışlarının kesin olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktığını belirlemek mümkün olmayabilir. Sözlü kültürde anlatılar değişir, farklı yörelere uyarlanır ve bazen birbirine zıt yorumlar aynı anda yaşar.
Bu yüzden “Sağ avuç kesinlikle para getirir” veya “Sol avuç mutlaka para kaybettirir” demek yerine, “Bazı toplumlarda böyle bir inanış vardır” demek daha doğrudur.
Murat'ın annesi de artık bu ayrımı daha rahat yapıyormuş.
“Ben yine de bazen söylerim,” demiş. “Ama artık senin de her kaşıntıda kasayı kontrol edeceğini biliyorum!”
İkisi de gülmüş.
Belki de halk inanışlarının en ilginç tarafı tam burada saklıdır. İnsanlar yalnızca açıklayamadıkları olaylara anlam vermekle kalmaz, bu anlamları başkalarıyla paylaşarak ortak bir kültür oluştururlar. Bir cümle bazen bir annenin oğluna verdiği teselliye, bazen arkadaşlar arasında yapılan bir şakaya, bazen de geçmişten bugüne taşınan bir hatıraya dönüşür.
Fakat bir inanışın kültürel açıdan değerli olması, bilimsel açıdan doğru olduğunu kanıtlamaz. Bu iki alanı birbirine karıştırmadan değerlendirmek, hem geçmişe saygı duymayı hem de bugünün bilgilerini kullanmayı mümkün kılar.
SON SÖZ: ELİNİZİN İÇİ KAŞINDIĞINDA SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Murat'ın hikâyesi, sıradan bir kaşıntıyla başlayıp aile anılarına, kültürel inanışlara, insan psikolojisine ve sağlığımıza kadar uzandı.
Elinin içinin kaşınması, halk arasında yaygın biçimde para kazanmak veya para kaybetmek gibi olaylarla ilişkilendirilir. Ancak bu yorumlar kültürel inanışlardır; kaşıntının gelecekteki maddi olayları haber verdiğini gösteren bilimsel bir kanıt yoktur. Gerçek neden çoğu zaman cilt kuruluğu, tahriş veya egzama gibi durumlarla ilgili olabilir.
Bununla birlikte, bu inanışları yalnızca doğru ya da yanlış diye ikiye ayırmak yerine, insanların hayatındaki yerini de düşünmek gerekir. Bir aile büyüğünün anlattığı söz, kimi zaman çocukluğumuzun hatırasıdır. Bir arkadaşın yorumu, geleceğe ilişkin umudumuzu yansıtır. Bazen de yaşadığımız bir olaya neden anlam yüklediğimizi fark etmemizi sağlar.
Şimdi sözü foruma katılanlara bırakalım:
1. Sağ avucunuz kaşındıktan sonra beklenmedik bir para aldığınız veya sol avucunuz kaşındıktan sonra bir harcama yaptığınız oldu mu?
2. Ailenizde bu inanış nasıl anlatılır? Sağ elin mi, sol elin mi para getirdiğine inanılır? Sizin yörede farklı bir yorum var mı?
3. Sizce bu tür inanışlar insanlara umut verdiği için mi kuşaktan kuşağa aktarılıyor, yoksa tesadüfleri anlamlandırma ihtiyacımızdan mı kaynaklanıyor?
4. Avuç içi kaşıntısı yaşadığınızda önce halk arasında söylenenleri mi düşünürsünüz, yoksa ciltteki değişikliklere ve olası nedenlere mi bakarsınız?
Kendi deneyiminizi paylaşırken yalnızca yaşadığınız olayı değil, o olayın sizde bıraktığı düşünceyi de anlatabilirsiniz. Belki sizin hikâyeniz, başka birinin çocukluğundan bir anıyı hatırlamasına veya yıllardır doğru kabul ettiği bir inanışı yeniden değerlendirmesine yardımcı olur.
Çünkü bazen insanın avucunda başlayan küçük bir kaşıntı, aslında kendimiz, ailemiz ve dünyayı anlama biçimimiz hakkında uzun bir sohbetin kapısını aralayabilir.
Kaynak ve deneyim sınırını netleştirToplumsal cinsiyet bölümünü derinleştir
Kaynak ve deneyim sınırını netleştir
Toplumsal cinsiyet bölümünü derinleştir
Tekrarlanan soruları azalt