Dinde müstesna ne demek ?

Mert

New member
“Dinde Müstesna” Ne Demek? Bir Kelimenin Ötesinde Sosyal Yapı, Eşitsizlik ve Toplumsal Normlar Üzerine

Bazı kelimeler vardır; günlük konuşmada anlamını aşağı yukarı bildiğimizi sanırız ama bir cümlenin içine girdiklerinde çok daha farklı çağrışımlar kazanırlar. “Müstesna” da bunlardan biri. Özellikle “dinde müstesna” ya da “dinden müstesna” gibi ifadelerle karşılaşıldığında, kelimenin yalnızca sözlük anlamını bilmek çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü burada hem dilsel hem de tarihsel ve toplumsal bir bağlam devreye girer.

Benim bu konudaki yaklaşımım, öncelikle kelimenin anlamını doğru kurmak, ardından bu kelimenin dinî metinler ve toplum tarafından nasıl yorumlandığını sorgulamak olur. Çünkü bir kelime “hariç”, “ayrı tutulan” veya “istisna edilen” anlamına gelebilir; fakat kimlerin, neden ve hangi koşullarda istisna edildiği sorusu artık yalnızca dilbilgisel değil, toplumsal bir sorudur.

“Müstesna” kelimesinin temel anlamı nedir?

“Müstesna” genel olarak istisna edilmiş, kuralın dışında bırakılmış, ayrı tutulmuş anlamına gelir. Ancak kelime bazı bağlamlarda “olağanüstü”, “seçkin” veya “benzerlerinden farklı” anlamında da kullanılabilir. Dolayısıyla “müstesna” kelimesini gördüğümüzde otomatik olarak yalnızca “hariç” anlamına bağlamak doğru değildir.

Dinî metinlerde ise kelime çoğunlukla bir grubun veya durumun genel hükümden ayrıldığını ifade eden “istisna” bağlamında karşımıza çıkar. Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Nisâ sûresi 24. ayet açıklamasında “ellerinizin altında olanlar müstesna” ifadesinin tarihsel olarak câriyelerle ilişkilendirildiği belirtilmektedir. Aynı açıklamada bunun kölelik kurumunun mevcut olduğu tarihsel toplumların şartları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ve söz konusu kölelik düzenine ilişkin hükümlerin günümüzde tarihsel bir konu olduğu ifade edilmektedir. Diyanet Kur'anı

Burada önemli bir ayrım var: “Müstesna” kelimesinin anlamı ile o istisnanın toplumsal sonuçları aynı şey değildir. Dil, yalnızca “ayrılmış olanı” gösterir; bunun nedenini ve etkisini anlamak için tarih, hukuk, ekonomi ve toplumsal yapı gibi alanlara bakmak gerekir.

“Dinde müstesna” mı, “dinden müstesna” mı?

Günlük dilde “dinde müstesna” şeklinde kullanılan bir ifade, bağlama göre “din konusunda ayrı tutulan”, “din bakımından istisna olan” gibi anlamlara gelebilir. “Dinden müstesna” ise daha doğrudan “dinin dışında bırakılmış” veya “dinden hariç” şeklinde anlaşılabilir.

Fakat tek başına bu iki kelimeden kesin bir dinî hüküm çıkarmak mümkün değildir. Cümlenin tamamını görmek gerekir. Nitekim Kur’an meallerinde “müstesna” karşılığı olarak kimi zaman “hariç”, kimi zaman “azı dışında” gibi ifadeler kullanılmaktadır. Diyanet'in Nisâ 4/24 mealinde de “sahip olduklarınız hariç” ifadesi tercih edilmiştir. Diyanet Kur'anı

Dolayısıyla “müstesna” kelimesini gördüğümüzde yapılması gereken ilk şey, kelimeyi tek başına yorumlamak değil, hangi cümlede, hangi tarihsel bağlamda ve hangi toplumsal ilişki içerisinde kullanıldığını incelemektir.

Bir istisna neden toplumsal açıdan önemlidir?

Burada konu ister istemez toplumsal cinsiyet, sınıf ve statü meselesine geliyor.

Çünkü toplumlarda “genel kural” hiçbir zaman tamamen nötr bir şey olmayabilir. Bir toplumun hukuk sistemi, aile yapısı, ekonomik düzeni veya gelenekleri belirli insan gruplarını merkeze alırken başka grupları çevrede bırakabilir.

Örneğin tarih boyunca kadınların kamusal alana katılımının sınırlandırılması, erkeklerin ekonomik karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olması veya bazı toplumsal sınıfların eğitim ve mülkiyet imkanlarına daha kolay erişebilmesi yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamaz. Bunlar kurumlar, gelenekler ve toplumsal beklentiler aracılığıyla yeniden üretilebilir.

UN Women'ın araştırmaları da toplumsal cinsiyet normlarının yalnızca bireysel düşüncelerden oluşmadığını; aile, eğitim, medya, hukuk ve ekonomik kurumlarla birlikte işlediğini vurguluyor. Kurumun 2023 tarihli kapsamlı değerlendirmesi, toplumsal normların değişiminin kadın hareketleri, ekonomik koşullar, eğitim, istihdam ve siyasal haklar gibi çok sayıda faktörün etkileşimiyle gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi+1

Bu nedenle “bir grup neden müstesna tutulmuş?” sorusu bazen çok daha büyük bir sorunun kapısını açar:

Toplumda kimin normal kabul edildiğini kim belirliyor?

Toplumsal cinsiyet açısından “istisna” kavramı

Kadınlar açısından mesele özellikle karmaşık. Çünkü kadınların yaşadığı toplumsal baskılar birbirinin aynısı değildir.

Kentte yaşayan, üniversite mezunu ve ekonomik olarak bağımsız bir kadının deneyimi ile kırsal bölgede yaşayan, düşük gelirli veya bakım sorumluluğu yüksek bir kadının deneyimi aynı olmayabilir. Benzer şekilde göçmen bir kadının, etnik veya ırksal azınlığa mensup bir kadının ya da engelli bir kadının karşılaştığı engeller farklılaşabilir.

Bu nedenle “kadınlar şöyle düşünür” veya “erkekler böyle davranır” türündeki genellemeler açıklayıcı olmaktan çok yanıltıcı olabilir.

UN Women'ın 2026 tarihli zaman kullanımı araştırması, ücretli çalışma ile ücretsiz ev içi ve bakım emeğinin dağılımının toplumsal eşitsizlikle bağlantısını ortaya koyarken yaş, eğitim, istihdam durumu ve hane yapısının da bu deneyimleri değiştirdiğini belirtiyor. UN Women Data Hub

Dolayısıyla kadınların toplumsal yapılarla ilişkisini yalnızca “kadın olmak” üzerinden açıklamak yetersizdir.

Örneğin iki kadın da aynı cinsiyete sahip olabilir fakat biri ekonomik olarak bağımsızken diğeri aile gelirine tamamen bağımlı olabilir. Birinin sosyal çevresi kariyer yapmasını desteklerken diğerinin çevresi “iyi eş”, “iyi anne” veya “ailesine bağlı kadın” olmayı temel başarı ölçütü olarak görebilir.

İşte sınıf burada devreye girer.

Sınıf: Aynı cinsiyet, farklı hayatlar

Toplumsal cinsiyet tartışmalarında sınıf faktörünün gözden kaçırılması önemli bir eksiklik yaratır.

Ekonomik kaynaklara sahip olmak, kişinin toplumsal normlara karşı çıkabilme kapasitesini artırabilir. Ekonomik bağımsızlığı olan bir kişinin iş değiştirmesi, ayrı eve çıkması, eğitimine devam etmesi veya aile baskısına karşı koyması bazı durumlarda daha mümkün olabilir.

Buna karşılık düşük gelirli bir kişinin aynı kararı alması çok daha yüksek bir ekonomik bedel yaratabilir.

Bu nedenle “Neden ayrılmıyor?”, “Neden iş bulmuyor?”, “Neden ailesine karşı çıkmıyor?” gibi sorular bazen kişinin içinde bulunduğu maddi koşulları görmezden gelir.

UN Women'ın 2024 Dünya Kadınlarının Durumu araştırması da sosyal koruma sistemlerinin kadınların yoksulluk ve ekonomik şoklar karşısındaki dayanıklılığında önemli rol oynadığını ve ekonomik koşulların toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin dönüşümünde belirleyici olduğunu vurguluyor. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi

Bu açıdan bakıldığında “müstesna” kavramı bize yalnızca kimlerin kural dışında bırakıldığını değil, kimlerin kuralı değiştirecek güce sahip olduğunu da düşündürebilir.

Irk, etnisite ve din faktörü neden hesaba katılmalı?

Toplumsal eşitsizlik tek bir eksen üzerinden ilerlemez.

Irk, etnisite, vatandaşlık, dil, din, sınıf ve cinsiyet birbirleriyle kesişebilir. Sosyal bilimlerde bu yaklaşım genellikle “kesişimsellik” kavramıyla ele alınır.

Örneğin göçmen bir kadının iş piyasasında yaşadığı güçlük yalnızca kadın olmasıyla açıklanamayabilir. Vatandaşlık statüsü, dil bilgisi, eğitim geçmişi ve ekonomik durumu da aynı anda etkili olabilir.
 
Üst